Eski Teknenin Yeni Hikayesi - Paraşütlü Tahrikli Tekne

Başlatan khbilen, Şubat 04, 2026, 01:30:38 ÖS

« önceki - sonraki »

khbilen

Bir kanat yapılacak. İskele hazır. Bağlantı çok düşündürmüş ve uğraştırmıştı. Şimdi düşünmeye gerek yok.

3 salma yapılacak. Onun işi kolay. Sonra işte kabin, dolaplar, boya kına.

Boya şu an astar. Kar beyazı. Öyle devam edecek.

Yani birkaç hafta daha sürecek gibi...

Ufukta deniz göründü...

khbilen

Dün tekneyi atölye vinci ile kaldırıp tarttım. Epeyce ağır olmuş. Şu hali ile 348 kg gibi gösteriyor. Bitmiş hali boş 400+, dolu 500 gibi olacak...

Video çekmiştim, onu ekleyeyim dedşm, çok büyük dedi. Bir iki ekran kopyası alıp koymaya çalışayım...

Tartının göstergesi bir garip. Gözle canlı bakıp görmek anlamak bile zor. Rakamlar pırpırlanıyor. Okuması çok zor. Videoda sıra ile 3, 4, 6, ",", 6 yandığı görülüyor. 346,6 olduğu anlaşılıyor. Videodan ekran kopyası alınca sadece 46 görünmüş...

khbilen

Bugün de tekneyi ters çevirdim. Altını boyayacağım. Bir de boyamadan önce altına yine yalancı bir omurga ve kızaklar ekleyeceğim.

Amaç römorka indir bindir yaparken tüm taban sürtmesin. Malum, tekne düztaban...

Sadece atölye vinci ile çevirmek mümkün olmadı. Onun hareketi sınırlı ve kendine has. Atölye vincinin ucuna bağladığım carascal ile daha kontrollu kaldırma, çevirme yapabildim.


sessizsakin

Bekledigimden daha agirmis. Altinin da tamamen duz oldugunu dusundugumuzde biraz yorucu bir tekne olacak gibi. Ama neticede deneysel bir tekne ve altinin duzlugu, diger onlarca degiskenden sadece birisi.

Yavas yavas sonuca yaklasiliyor gibi.

khbilen

Uzun uzun yazdıklarım tek bir ters hareket ile kayboldu.

Kısacası, çok fazla elyaf epoksi kullandım. 200 m2 ve 100 kilo gibi. Birde sonradan çok miktarda masif kayın. Bunlarınhepsi ağırlık tabii. İçini dw iki kat eltaf epoksi yaptım. O da güneşte sarardı karardı gitti, çok çirkin oldu. Boyamayacaktım, şimdi içini de kırık beyaz boyayacağım.

Teknenin altını boyadım. Su kesimini 750 kiloya göre çizmiş oldum. Sabah yine tarttım, çıplak 350 kilo. Kanadı, salmasu, dümeni ekleyince 500 kilo. Üçkişi koysam 700ü geçiyor. 56 cm bordanın 30 cmsi suta girer oldu.

Boyamadan tekrar tekrae gesap yaptım,kontrıl ettim, çok fazla batmış oluyor. Hesaplar doğru gibi. Boyadım.

Gece yatınca aklıma takıldı. Çıktılarda bir yerde tekne taban alanı 3.2 m2 gördüm gibi hatırlıyorum. O çok az. 4 m2 den fazla olmalı. Yarın onu kontrıl edeceğim.
Öyle bir hata varsa 5-6 cm eksilir suta batan kısım, daha makul olur.

Boyamadan önce tabana kızakları yaptım.

Tekne çok batınca, salma kutusu, kanat bağlantı yeri, dümen kutusu hep aşağıda kalıyor, onları da aynı renk boyamam gerek diye onları da ekleyip boyamıştım.

Şimdi belki onlar da kısmen değişecek. Onu hemen yapmayacağım. Tekneyi çevirdikten sonra, hesapların durumuna göre, beyazları boyarken mavilerden çalacağum.

khbilen

Bugün tekneyi tekrar normal haline çevirdim.

Bu kez carascal kullanmadım;sorun olmadı ana daha yorucu oldu. Bu Atelye Vinci aşağı/yukarı hareket ederken, enine olan eksendeki yeri değişiyor. Bu da teknenin kontrolunu zorlaştırıyor.

İki halatla tekneyi kontrol altında tutuyorum tabii ama, sürekli birini ger, sonra diğerini ger, sonra yükselt diye diye küçük adımlarla turlayıp duruyorum.

Dört beş defa da ek destek koyup, vinci boşaltıp, ipi kısaltıp tekrar devam ettim.

Neyse sonuçta kazasız belasız, hasarsız geri çevirdim. İlk ters çevirirken caraskal kullanmadan uğraşırken birkaç defa savrulmuş, sağa sola dokunmuştu. Ufak tefek tamir işi çıkmış, şimdi görmüş oldum.

Bu arada teknenin su seviyesi ile ilgili hatayı da buldum. Dediğim gibi bir şekilde alanı yanlış hesaplıyır, daha doğrusu şekli yanlış çiziyor, ve alan küçük çıkıyor.

Gerçek alan 4.5814 m2 olacakken hesaplarda 3.6627 kullanılmış. Yeniden hesaplayınca 10 cm kadar farkediyor. Şimdi mavide görünen parçalar beyaza geçecek. Ben onları yine maviye boyayacağım. Daga doğrusu onları örten bir kapak olacak. O mavi olacak.

khbilen


sessizsakin

Saglamlik sorunu yasamayacagin kesin gorunuyor.

Fakat iki duruma takildim.

1- Teknenin agirligi ve duz taban olmasina nazaran su ustunde kalan govdenin azligi. icimden bir ses epeyce su alma/tahliye durumu olacagini soyluyor. Taban da duz oldugu icin su tahliyesi de kolay olmayabilir sanki.



2 - Yan duvarlardaki elemanlar fonksiyonel cikintilar. Bunun farkindayim. Ama su akimini kotu etkileyecekler. Ciddi bir surukleme yaratacaklarini dusunuyorum. Fakat uzun zamandir bu tekneyle ugrastigin icin boyle detaylari da gormezden geldigin kanaatindeyim.

khbilen

Alıntı yapılan: sessizsakin - Ağustos 02, 2026, 02:19:10 ÖSSaglamlik sorunu yasamayacagin kesin gorunuyor.

Fakat iki duruma takildim.

1- Teknenin agirligi ve duz taban olmasina nazaran su ustunde kalan govdenin azligi. icimden bir ses epeyce su alma/tahliye durumu olacagini soyluyor. Taban da duz oldugu icin su tahliyesi de kolay olmayabilir sanki.



2 - Yan duvarlardaki elemanlar fonksiyonel cikintilar. Bunun farkindayim. Ama su akimini kotu etkileyecekler. Ciddi bir surukleme yaratacaklarini dusunuyorum. Fakat uzun zamandir bu tekneyle ugrastigin icin boyle detaylari da gormezden geldigin kanaatindeyim.


Şimdi yeni hesaba göre yanlardaki o çıkıntılar su üzerinde kalacak. Düşündüğün sorunlar olmayacak.

Bir de kanadın bağlantı yerini suya teğet, ya da çok az altında planlamıştım. O doğru yerinde görünüyor.

Bunu iki nedenle böyle düşündüm:

Trimaranda kanadın AMA'ya göre çok önemli birkaç avantajı var. En birincisi, tekne yatmaya başladığında denge hesaplarındaki ani şoku yaşamıyorsun.

AMA, ne olursa olsun, büyük bir kütle ve uzun bir tork kolu ile uzaktan suya dalıyor. Açıktan ani bir frenleme, ağırlık merkezinde kayma, vs.

Kanat gövdeye sıfır uzaklıktan bağlı. Yer ve açıyı uygun ayarlarsan, kanat suya sıfır tork kolu ile başlayarak, yani şok yaratmadan yavaş yavaş dalıyor. Ani frenleme yaşanmıyor. Yani bağlantı yerini az suyun altında yaparsan, önce kanat ucu değil, kanat kökü diyelim suya giriyor.

İkinci nedenim de, şimdi dengeleme amaçlı kullandığım bu kanadı ikinci aşamada hydrofoil olarak kullanabilir miyim düşüncesi.

Açıyı sıfırdan aşağı indirip, V değil de A veya ters V şeklinde kullanırsam, kendiliğinden doğal dengeleyicili bir hydrofoil elde etmiş oluyorum.

A-frame yspısında, başlangıçta hız minimum, kanat alanı maksimum. Uçurtmanın yukarı çekme desteği ile de, fazla hızlanmaya gerek kalmadan tekne yükselmeye başlıyor ve yavaş yavaş sudaki kesit alan azalıyor.

Ama yükseldikçe kanat alanı azalıyor ve lift de azalıyor. Sonuçta belli bir noktadan sonra lift kalmıyor, tekne daha yukarı çıkmıyor, daha hızlanmıyor.

Yani senin hassas bir kontrıl sistemi kurman gerekmiyor. Tabi arkaya daha küçük bir denge kanadı ilave edilecek.

İkinci grup çıkıntı salma kutusu. Dıştan, yandan salma yaparsan bu kaçınılmaz.

En arkadaki dümen kanadı kutusu evet, benim bilerek eklediğim ekstra bir drag. Hatta iki seçenek var, biri kanatlar hep suda, dönerken ters yanı kaldıracağum. İkincisi de tersi diye kpnuşmuştuk o zamanlar.

O sıra dengeye katkısı olacak diye hep suda seçeneğini düşünüyordum. Şimdi dönüş hızı ve verimliliği için hep havada yapacağım.

Arkadaki dümen kanatları normalde hep havada olacak. Dönmek isteyince, o yandaki kanat suya girecek. Ani ek sürtünme arka yanda büyük bir franleme yaratacak ve burun o yana dönecek.

Kanat profili ters bakacak. Yani düz yanı dışta, bombeli yan içte. Bu.kanadı teknenin içine doğru itecek. Bu itiş sürtünme ile başlayan frenlemeyi destekler yönde olacak ve dönüş daha  hızlı ve verimli olacak.

Bu dümen kutusunu yaratacağı drag benim gözardı etti©im birşey değil. Denemek istediğim bu zaten. Bu dümen sistemi günahıyla sevabıyla ne kadar verimli olur? Amaç onu görmek.

Düz tabanlık konusunu da biraz açayım.
Tekne tam düztaban değil. Enlemesine düz, boylamasına denizci bir profili var. Burun hafif yüksekte. 39 mm'de. Bordanın en derin noktası oetada, -69 mm'de. Transom 13 mm'de.

Alan 4.58 m2 olduğu için, burun seviyesinden sonra her cm batış 46 litre su yada 47 kilo ağırlık gibi düşünülebilir. Burun seviyesinden aşağısı sabit 380 kilo gibi bir ağırlığı karşılıyor.

750 kg ağılıkla tam yüklemede 380 kiloyu düşersek, 370 kilo kalıyor. Bu da teknenin kabaca 8 cm batması demek. Yani burunda su 12 cmde oluyor.

Boylamasına düztaban olmayıp, böyle bir profile sahip olması ile dalgalara karşı giderken daha denizci davranabileceğini düşünüyoryum.

Dalgalar yandan gelince de katamarana benzeyecek. İki yanda salma olması daha stabil olmasını sağlayacak. Salmaları daraltıp uzattım, yine stabilite için.

khbilen

Bugün tekneyi yine tarttım. 482 kg. Artısı var, eksisi yok. Yine 500 kilo.

250 kilo yolcular vs. Toplam 750.

Ağırlık kendisi sorun değil. Çokda batmayacak, yavş girsin, tamam.

Ama batmazlık için köpük koyacak yer yok.
Bisiklet, tuvalet, yolcu kabini hepsini attık. 600 kiloluk yeri zor buluyorum.

Birşeylee yapmam lazım. Safra atmak lazım.

İlk akla gelen kanatlar. Çok değil ama en büyük parça. 20+20 40 kilo.

YZ ile oturup uzun uzun hesap yaptık. Zaten beklemiyordum, tork kolu çok kısa ve tekne yanlamasına dğz taban olduğu için çok az yatacaktır.

YZ kanatsız durumda yatmayı hesapladı: 35 km/sa rüzgarda maksimum 1 - 2 derece. Yani yatmıyor.


Kanatlar gitti.

Tekrar ölç, tekrar hesapla. Bakalım nasıl denl gelecek.

khbilen

Yine vazgeçtim. Yani yarı-vazgeçtim.

Kanat bağlantılarını sökmeye elim varmadı. Bağlantıların yapısı oldukça özel ve baba yapılar.

Kutu gibi çıkıntıların tekneye yapışsn yüzeyi haliyle teknenin yüzey şekliyle aynı. 50 cm kadar uzunluğu var. Parçanın şeklini, yani eğrinin eğimini plana göre yaptım.

Karşı yüz dümdüz ve teknenin boylamasına ana eksenine paralel. Bu sayede, iskele ve sancak tarafındaki bağlantıların dış yüzleri birbirine paralel ve simetrik olmuş oluyor.

Altı kat 12 mm kayın kontrplak laminasyonundan oluşuyor. Tabi yüzeylerin biri düz biri eğri olduğu için, kıç tarafa bakan kenar 72 mm, ama baş tarafa bakan 115 mm. Yani arada eğriyi oluşturan  yarım, çeyrek katmanlar var. Alt ve üstte de bu laminasyon şekline uygun ve onu taşıyan kapaklar. Hepsi presli yapıştıktan sonra epoksi elyaf ile sarmalayıp, ince talaş ve pudralı hafif macun kıvamlı epoksi ile tekne gövdesine yapıştırdım.

Tabi bu yapıştırmanın kanadı ve kanada binecek yükü taşıyabileceğini düşünmediğimden, her bir kanat, aynı paslanmaz çelik mil eksen üzerindeki iki menteşe ile bu bağlantı kutusuna dört adet 12 mm paslanmaz cıvata ile bağlanıyor.

Yani kanatları bağlamak için gövdeyi 4+4, toplam 8 yerden deldim. Deliklersu seviyesinden yukarıda kalıyor, menteşeler üstte, kanat altta olduğu için. Yani normalde su girmez, ama dalgada çırpıntıda su sızma olasılığına karşı iyi yalıtılması gerek.

Neyse, şimdi bunu sökmeye geldim.

Öncelikle tekne yüzeyine zarar verecek. Tamir vs uğraştıracak.

İkincisi, kanatlar toplam 40 kilo. Atsam da, yetmiyor, kurtarmıyor. Onca özel emeği yoketmeye değmeyecek. Yazık.

Üçüncüsü, ikinci aşama için düşündüğüm hyrofoil, yani suda kanat ile uçsn tekne olasılığını da feci şekilde baltalıyor.

Şöyle düşündüm.

Tamam, kanatları takmayayım. Ama bağlantı yerlerini sökmeyeyim. Evet, fazladan gereksiz bir miktar ek sürtünme yaratacak ama, ikinci aşama hazırlığı ve olasılığı yok olmasın.

Onun yerine, yolcuları attım. Asıl sorun yolcular. Daha doğrusu küçül teknenin en büyük problemi bu. İki yolcu, teknenin kendi ağırlığının yarısı kadar yük getiriyor. Teknenin denge hesapları altüst  oluyor.

Böyle olunca, toplaö ağırlık 600 kilonun altına iniyor ve o kadar köpük için yerim var.

Hele bir tekne suya insin; batmadığını, düz durduğunu, motorla düz gittiğini göreyim.

Yeni dümen sisteminin motorla giderken çalıştığını göreyim.

Hele bir uçurtmanın tekneden kalkıp tekneyi yürüttüğünü göreyim.

Hesaplara göre, kanatlar olmasa da çok yatmayacak. Onu da göreyim.

Uçurtma ile yeni dümen sisteminin birlikte kullanılabildiğini göreyim (bugünlerde onun montajı ile meşgulüm).

Uçurtma ile seyir olayının olası yolcular için de güvenli olacağını göreyim. Özellikle dönüşlerde uçurtma ipinin yolcuların kafasını koparmayacağından emin olayım...

Sonrasını sonra düşüneyim.

Sonuç:

Yolcular gitti.
Kanat bağlantıları duruyor, kanatlar yedekte...

Umarım bunları sörveyörlere de ablatabilirim...