collapse collapse

* Üyelik Bilgilerim

 
 
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

* Çevrimiçi Kullanıcılar

  • Nokta Ziyaretçi: 1
  • Nokta Örümcek: 0
  • Nokta Gizli: 0
  • Nokta Üye: 0

Çevrimiçi kullanıcı bulunmuyor.

* Forum İstatistiklerimiz

  • stats Toplam Üye: 14.448
  • stats Toplam İleti: 37.597
  • stats Toplam Konu: 3.592
  • stats Toplam Kategori: 6
  • stats Toplam Bölüm: 144
  • stats En Çok Çevrimiçi: 504

* Hızlı Arama


* Takvim

Şubat 2026
Paz Pzt Sal Çar Per Cum Cmt
[1] 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28

Denizrehberim'e Hoşgeldiniz

Üç tarafı denizlerle çevrili güzel ülkemizin imkanlarını bilmeyen bir toplumuz.Bu kadar deniz ile iç içeyken ülkemizde hala denizi görememiş,denizle temas kuramamış,ona dokunamamış milyonlarca insan var.Bu bizim toplumumuz için çok büyük bir kayıp.

Hedeflerimiz
Denizrehberim Forum'u kuruluş amacı olarak deniz sevdalılarını birleştirmeyi amaçlamıştır.Deniz ile sevgimizi paylaşacak öğelerden biride gözümüz gibi baktığımız teknelerimizdir.Kimimizin metrelerce yatları vardır,kimimiz bir balıkçı teknesi ile yetinir,kimimizin botu vardır.Ama sonuçta deniz ile bütünleşmiş oluruz.Teneke üzerinde bile duygularımızı yaşayabiliyorsak ne mutlu bize! Avrupa ve çeşitli deniz ülkelerinde oldukça ilerlemiş olan amatör tekne yapımcılığı malesefki ülkemizde çok geri kalmistir.Kuruluş amacımız amatör tekne yapımcılığını yaymak ve insanlara tekne yapımının aslında kolay ve az maliyetli olduğunu gösterebilmektir.Bunun yanında tekne ile ilgili aklınıza gelebilecek diğer konularda her türlü bilgi paylaşımını sağlamayı amaçlamaktayiz.

Ayrıca;
10 Ağustos 2011'de yayın hayatımıza başladığımız günden bugüne bir hayli yol kat ettik. Denize inen teknelerimiz oldu,bizlerde tecrübelendik,donanımlı hale geldik. Ancak hergün 'daha yeni başlıyoruz' diyerek yeniden başlıyoruz ve dahada büyümek,dahada donanımlı hale gelmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Bir tekne yapımcısının aradığı tüm bilgileri forumumuza eklemek,tekne yapımı için gerekli malzeme tedarikcilerini siz değerli kullanıcılarımız ile buluşturup pozitif avantajlar sağlamak,bilgi paylaşımı,emek paylaşımı içerisinde forumumuzu bügün olduğu konumdan daha da üst sıralara çıkarmak aynı zamandada ülkemizde 'Deniz Tutkunları'nın' sayılarına yenilerinin eklenmesini sağlamak herzaman en büyük amacımız oldu ve olacak. Sitemizin kesinlikle bir firma,mağaza vb gibi çıkar amacı güden yapılarla ilgisi yoktur.Forumumuzda herhangi bir firmada ( Olumlu katkı sağladığı taktirde),herhangi bir bireyde eşittir.Hepimizin ortak noktası 'Deniz'dir. Saygı ve sevgi çerçevesinde hertürlü paylaşım ve yardımlaşma serbesttir. Sizlerinde desteği ile bu sürede kocaman bir aile olduk,olmaya devam edeceğiz. İlginiz ve Alakanız İçin Teşekkürler

vlkanaydin
Ocak 29, 2026, 11:31:01 ÖS Gönderen: vlkanaydin
Görüntülenme: 148 | Yorumlar: 0

Özel Teknelerin Donatımı Yönetmeliği ve ADB Sınıflarının Yeniden Düzenlenmesi

17 Ocak 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelik ile Türkiye’de amatör denizcilik alanında uzun süredir kullanılan Amatör Denizci Belgesi sistemi köklü bir şekilde yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin temel amacı, özel teknelerin kullanımında güvenliği artırmak, tekne boyuna göre kullanıcı yeterliliklerini netleştirmek ve eğitim-belgelendirme sürecini daha gerçekçi bir zemine oturtmaktır.

Yeni yönetmelikle birlikte Amatör Denizci Belgesi artık tek tip bir belge olmaktan çıkarılmış, tekne boyuna göre iki ayrı sınıf altında tanımlanmıştır: ADB 10 ve ADB 24.

ADB 10 Nedir?

ADB 10, tam boyu 10 metreye kadar olan özel tekneleri sevk ve idare edebilmek için verilen amatör denizci belgesidir. Bu belge daha çok kıyı seyri yapan, küçük motorlu tekneler, fiber veya ahşap tekneler ve düşük tonajlı yelkenliler için öngörülmüştür.

ADB 10 alabilmek için kişinin en az 16 yaşını doldurmuş olması, sağlık şartlarını sağlaması, idare tarafından belirlenen teorik ve uygulamalı eğitimleri tamamlaması ve sınavda başarılı olması gerekmektedir. 18 yaşından küçük olanlar ADB 10 belgesi alsalar dahi, tek başlarına tekne kullanamazlar; yanlarında belge sahibi bir yetişkin bulunması zorunludur.

Bu belge yalnızca 10 metre ve altı tekneler için geçerlidir. Tekne boyu bu sınırı aştığında ADB 10 yeterli kabul edilmez.

ADB 24 Nedir?

ADB 24, tam boyu 24 metreye kadar olan özel tekneleri kullanabilme yetkisi veren daha üst seviye bir amatör denizci belgesidir. Bu belge, daha büyük teknelerde seyir yapacak kişilerin bilgi ve deneyim seviyesinin artırılmasını hedeflemektedir.

ADB 24 alabilmek için kişinin en az 18 yaşında olması, en az 12 ay süreyle ADB 10 belgesine sahip olması, ileri seviye teorik ve uygulamalı eğitimleri tamamlaması ve sınavda başarılı olması gerekmektedir.

Denizcilik fakülteleri, denizcilikle ilgili yüksekokullar ve denizcilik alanında eğitim veren mesleki ve teknik liselerden mezun olanlar, talep etmeleri halinde sınavsız olarak ADB 24 belgesi alabilmektedir.

ADB 24 belgesi, özel teknelerde geçerli olup ticari faaliyetlerde kullanılamaz. Ticari tekneler için profesyonel yeterlikler gerekmeye devam etmektedir.

ADB 10 ve ADB 24 Karşılaştırması

ADB 10, giriş seviyesi bir belge olup 10 metreye kadar olan tekneleri kapsar ve temel denizcilik bilgilerine odaklanır. ADB 24 ise daha büyük tekneler için öngörülmüş, deneyim şartı olan ve daha kapsamlı eğitim gerektiren bir belgedir.

ADB 10 için yaş sınırı 16 iken, ADB 24 için asgari yaş 18’dir. ADB 24’e doğrudan başvuru mümkün değildir; önce ADB 10 sahibi olunması ve belirli bir süre tecrübe kazanılması gerekir.

Eski Uygulama ile Yeni Düzenleme Arasındaki Farklar

Eski yönetmelikte Amatör Denizci Belgesi tek tipti. Belgeyi alan bir kişi, herhangi bir ek belgeye ihtiyaç duymadan 24 metreye kadar olan özel tekneleri kullanabiliyordu. Bu durum, tekne boyu büyüdükçe artan risklere rağmen kullanıcı yeterliliğinin aynı kabul edilmesi anlamına geliyordu.

Yeni yönetmelik ile bu yaklaşım terk edilmiştir. Tekne boyuna bağlı olarak sorumluluğun ve riskin arttığı kabul edilmiş, buna paralel olarak belge sınıfları ayrılmıştır. Böylece 10 metre altı tekneler ile 20 metre üzeri teknelerin aynı yeterlilikle kullanılmasının önüne geçilmiştir.

Bu değişiklik, özellikle güvenlik, denizde can ve mal emniyeti ile uluslararası uygulamalara uyum açısından önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.

Geçiş Süreci ve Mevcut Belge Sahipleri

Yeni yönetmelik, eski Amatör Denizci Belgesi sahipleri için bir geçiş süreci öngörmektedir. Mevcut belge sahiplerine, yürürlük tarihinden itibaren beş yıl içinde teorik eğitimlerini tamamlayarak belgelerini yeni sisteme uyarlama hakkı tanınmıştır.

Bu süre içinde gerekli eğitimleri tamamlamayanların belgeleri, süre sonunda otomatik olarak ADB 10 seviyesinde değerlendirilecektir. ADB 24 yetkisinin korunması için belirlenen eğitimlerin mutlaka tamamlanması gerekmektedir.

Bundan Sonra Ne Yapılmalı?

Yeni belge alacak kişiler, öncelikle hangi tekne boyunda seyir yapacaklarını netleştirmelidir. 10 metreye kadar bir tekne için ADB 10 yeterli iken, daha büyük tekneler için ADB 24 hedeflenmelidir.

Mevcut ADB sahiplerinin ise belge durumlarını kontrol etmeleri, geçiş süresi içinde gerekli teorik eğitimleri tamamlamaları ve hak kaybına uğramamak için idarenin duyurularını yakından takip etmeleri gerekmektedir.

Bu düzenleme, amatör denizciliği zorlaştırmaktan ziyade daha bilinçli, güvenli ve sürdürülebilir bir hale getirmeyi amaçlamaktadır. Uzun vadede hem denizcilerin hem de deniz trafiğinin güvenliği açısından olumlu sonuçlar doğurması beklenmektedir.
vlkanaydin
Ocak 29, 2026, 10:34:25 ÖS Gönderen: vlkanaydin
Görüntülenme: 99 | Yorumlar: 3

Bu yazıyı bir akademisyen ya da masa başı uzmanı olarak değil; yıllardır tekne yapımını izleyen, okuyan, videolarını tüketen, imrenen ve zaman zaman “bizde neden olmuyor?” diye hayıflanan biri olarak yazıyorum. Avrupa’daki amatör tekne yapımcılığı ile Türkiye’deki durum arasındaki fark yalnızca teknik bilgi ya da para meselesi değil. Asıl fark; zihniyet, kültür, hukuk ve süreklilik meselesi.

Sosyal ve Kültürel Zemin: Denizle Kurulan İlişki

Avrupa’da, özellikle İskandinav ülkeleri, Hollanda, Almanya, Fransa ve İngiltere’de deniz; bir “lüks” değil, gündelik hayatın parçası. İnsanlar çocukken optimist sınıfı bir yelkenliye biniyor, gençken kürek çekiyor, yetişkinken kendi kayığını yapmayı hayal ediyor.

Bizde ise deniz çoğu zaman:

Yazlık bir kaçamak,

Sahilde çay içilen bir manzara,

Veya ancak profesyonellerin alanı.

Amatör tekne yapımı, Avrupa’da doğal bir hobi. Bizde ise hâlâ “çok zor”, “çok pahalı”, “boş iş” gibi etiketlerle anılıyor. Bir baba çocuğuna ahşaptan bir sandal yapmayı öğretirken, bizde çoğu zaman “elini kirletme” refleksi baskın.

Avrupa’da üretmek saygı gören bir eylem. Bizde ise tüketmek daha fazla prestij getiriyor.

Hukuksal Altyapı: Kurallar Engel Değil, Rehber


Avrupa ülkelerinde amatör tekne yapımıyla ilgili kurallar nettir:

Hangi boyuta kadar,

Hangi malzemelerle,

Hangi standartlarla yapılacağı bellidir.

En önemlisi: kurallar korkutmaz, yol gösterir.

Bir amatör tekne yapımcısı:

Teknesini evinin garajında yapabilir,

Limana indirirken hukuki sürprizle karşılaşmaz,

Ruhsat, kayıt ve sigorta süreçlerinde muhatap bulur.

Bizde ise süreç çoğu zaman gri alandadır. Aynı tekne:

Bir memura göre sorun değildir,

Diğerine göre “olmaz”.

Bu belirsizlik, hevesi daha baştan törpüler. İnsan emeğini verdiği teknenin yarın “mevzuata takılma” ihtimalini düşünerek işe başlamaktan vazgeçer.

Ekonomik Gerçeklik: Ulaşılabilirlik Meselesi

Avrupa’da amatör tekne yapımı pahalı değildir demek yanlış olur; ama erişilebilirdir.

Denizcilik malzemeleri yaygındır,

İkinci el pazarları çok güçlüdür,

Ahşap, epoksi, elyaf gibi malzemelere ulaşmak kolaydır,

Atölye kültürü gelişmiştir.

Bizde ise:

Denizcilik malzemeleri niş ve pahalıdır,

İthal ürünlere bağımlılık yüksektir,

Yerli üretim sınırlıdır,

Küçük ölçekli tedarikçi azdır.

Sonuç olarak amatörlük, maliyet yüzünden profesyonelliğe zorlanır. Oysa amatör ruh, deneme–yanılma ister; bizde hata yapmak pahalıdır.

Bilgiye Erişim ve Paylaşım Kültürü

Avrupa’daki amatör tekne yapımcılarının en güçlü silahı: paylaşım.

Forumlar, bloglar, YouTube kanalları, kulüpler, haftasonu atölyeleri… İnsanlar hatalarını, çatlaklarını, yanlış hesaplarını bile yayınlar. Çünkü orada hata, ayıp değil; öğrenme aracıdır.

Bizde ise hâlâ:

Bilgi saklanır,

“Ben yaptım, sen uğraşma” anlayışı yaygındır,

Ustalık, paylaşmak yerine korunur.

Bu kültür farkı, nesiller arası aktarımı da kesintiye uğratır. Oysa Avrupa’da tekne yapımı, dededen toruna geçen bir hikâyedir.

Kurumsal Destek ve Sivil Yapılar

Avrupa’da amatör tekne yapımını destekleyen:

Belediyeler,

Deniz kulüpleri,

Vakıflar,

Eğitim kurumları vardır.

Bazı ülkelerde belediyeler ücretsiz atölye alanı tahsis eder. Bazı limanlarda “amatör yapım iskelesi” bile vardır.

Bizde ise amatör tekne yapımı, ne tam anlamıyla bir spor, ne de kültürel miras olarak görülür. Arada kalır. Sahipsiz kalır.

Sonuç: Mesele Tekne Değil, Zihniyet

Avrupa’nın amatör tekne yapımındaki başarısı; daha iyi epoksi kullanmalarından değil, üretmeyi teşvik eden bir toplum olmalarından kaynaklanıyor.

Biz geri kaldık çünkü:

Denizle ilişkimizi yüzeysel tuttuk,

Hukuku korkutucu hale getirdik,

Üretimi değil tüketimi ödüllendirdik,

Bilgiyi paylaşmak yerine sakladık.

Ama iyi haber şu: Bu fark kapanamaz değil. Çünkü bizde hâlâ çok güçlü bir el becerisi, zanaatkârlık ve deniz sevgisi var. Sadece bu potansiyelin önünü açacak cesarete, netliğe ve kültürel dönüşüme ihtiyacımız var.
vlkanaydin
Ocak 27, 2026, 10:12:25 ÖS Gönderen: vlkanaydin
Görüntülenme: 53 | Yorumlar: 0

Egzantrik Zımpara ile Titreşimli Zımparanın Kullanım Kolaylığı ve İnsan Bedenine Etkileri

Zımparalama işlemi, ahşap, metal, plastik ve boyalı yüzeylerde hem yüzey hazırlığı hem de son işlem kalitesi açısından kritik bir aşamadır. Bu işlem için en yaygın kullanılan elektrikli el aletlerinden ikisi egzantrik zımpara ve titreşimli (orbital) zımparadır. Her iki makine de benzer amaçlara hizmet etse de çalışma prensipleri, kullanıcıdan talep ettikleri fiziksel efor ve uzun süreli kullanımda insan bedenine olan etkileri açısından belirgin farklılıklar gösterir.

1. Çalışma Prensiplerinin Kullanıma Etkisi
Egzantrik Zımpara

Egzantrik zımpara, zımpara tablasının hem dairesel dönüş hem de eksantrik (salınımlı) hareket yapması prensibiyle çalışır. Bu çift hareket sayesinde:

Yüzeyle temas daha dengeli olur

Zımpara izleri daha az görünür

Malzeme daha homojen alınır

Bu yapı, makinenin yüzey üzerinde kendi kendine ilerleme eğiliminde olmasını sağlar. Kullanıcının makineyi bastırmasına veya yönlendirmek için ekstra güç uygulamasına gerek kalmaz.

Titreşimli Zımpara

Titreşimli zımpara ise zımpara tablasının çok küçük genlikte ileri-geri veya dairesel titreşimler yapmasıyla çalışır. Bu sistemde:

Zımpara yüzeyde “kaymaz”, daha çok sürtünerek çalışır

Kullanıcı makineyi yönlendirmek için daha aktif rol alır

Aynı yüzeyde daha uzun süre kalmak gerekebilir

Bu durum, özellikle geniş yüzeylerde kullanıcının makineyi sürekli kontrol etmesini ve yönlendirmesini gerektirir.

2. Kullanım Kolaylığı Açısından Karşılaştırma
Egzantrik Zımparanın Kullanım Avantajları

Makine yüzey üzerinde daha stabil ilerler

Yeni başlayan kullanıcılar için daha affedicidir

Bastırma ihtiyacı azdır

Dairesel iz bırakma riski düşüktür

Uzun süreli kullanımda daha az dikkat gerektirir

Egzantrik zımpara, özellikle mobilya yüzeyleri, masa tablaları ve geniş düz alanlarda kullanıcıyı yormadan hızlı sonuç verir.

Titreşimli Zımparanın Kullanım Özellikleri

Köşe ve kenarlara yaklaşmak daha kolaydır

Düz çizgisel yüzeylerde kontrol hissi daha fazladır

Yavaş ve kontrollü çalışmaya uygundur

Ancak kullanım kolaylığı açısından değerlendirildiğinde, titreşimli zımpara daha fazla el becerisi ve sabır ister. Yanlış açıyla veya fazla bastırarak kullanıldığında yüzey kalitesi düşebilir.

3. Titreşim Seviyesi ve İnsan Bedenine Etkileri
El ve Bilek Üzerindeki Etkiler

Egzantrik zımparalar, titreşimi daha dengeli yaydığı için el ve bilekte ani sarsıntılar oluşturmaz. Modern modellerde titreşim sönümleyici kauçuk tutma yüzeyleri ve balanslı motor yapısı bulunur. Bu da:

Parmaklarda uyuşma riskini azaltır

Uzun kullanımda bilek ağrılarını minimize eder

Titreşimli zımparalarda ise yüksek frekanslı, kısa genlikli titreşim doğrudan ele iletilir. Uzun süreli kullanımda:

Parmaklarda karıncalanma

Bilek ve dirsek bölgesinde zorlanma

Titreşim kaynaklı yorgunluk

daha sık görülür.

4. Kol, Omuz ve Sırt Yükü

Egzantrik Zımpara

Makinenin kendi ağırlığı ve hareketi zımparalama için yeterli olduğu için kullanıcı:

Omuzdan bastırmak zorunda kalmaz

Kol kaslarını sürekli kasılı tutmaz

Daha dik ve rahat bir duruşla çalışabilir

Bu özellik, özellikle saatler süren zımparalama işlerinde kas yorgunluğunu ciddi ölçüde azaltır.

Titreşimli Zımpara

Titreşimli zımparada makinenin etkin çalışabilmesi için çoğu zaman:

Sürekli bastırma uygulanır

Kol ve omuz kasları aktif kalır

Belden öne eğilme daha sık olur

Bu da uzun vadede omuz tutulması, bel ağrısı ve kas sertliği gibi sorunlara yol açabilir.

5. Uzun Süreli Kullanımda Sağlık Açısından Değerlendirme

Uzun süreli ve sık zımparalama yapan kullanıcılar için ergonomi büyük önem taşır.

Egzantrik zımpara, titreşim kaynaklı meslek hastalıkları riskini daha düşük seviyede tutar

Titreşimli zımpara, kısa süreli ve hassas işler için uygun olsa da gün boyu kullanıma daha az uygundur

Özellikle profesyonel atölye ortamlarında, günlük birkaç saatten fazla zımparalama yapılıyorsa egzantrik zımpara insan sağlığı açısından daha güvenli bir tercihtir.

6. Genel Karşılaştırma ve Sonuç

Kullanım kolaylığı ve insan bedenine olan etkiler açısından değerlendirildiğinde:

Egzantrik zımpara, daha az fiziksel efor gerektirir

Uzun süreli kullanımda el, kol ve omuzları daha az yorar

Yeni başlayanlar ve profesyoneller için daha ergonomiktir

Titreşimli zımpara ise:

Küçük alanlar, kenarlar ve hassas yüzeyler için avantajlıdır

Ancak uzun süreli kullanımda daha fazla fiziksel yük oluşturur

Sonuç olarak, eğer amaç uzun süreli, geniş yüzeylerde ve konforlu bir çalışma ise egzantrik zımpara insan bedenine daha az yük bindiren ve kullanım kolaylığı yüksek bir seçenektir. Titreşimli zımpara ise daha kısa süreli, detay odaklı işlerde tamamlayıcı bir araç olarak değerlendirilmelidir.
vlkanaydin
Ocak 27, 2026, 09:48:15 ÖS Gönderen: vlkanaydin
Görüntülenme: 50 | Yorumlar: 0

1. Tik Ağacı Nedir ve Neden Teknelerde Tercih Edilir?

Tik ağacı (Tectona grandis), denizcilik sektöründe yüzyıllardır kullanılan, üstün fiziksel ve kimyasal özelliklere sahip bir tropikal sert ağaçtır. Özellikle güverte kaplamalarında tercih edilmesinin temel nedenleri; yüksek yağ oranı sayesinde doğal su direnci, kaymaz yüzey yapısı, tuzlu suya ve UV ışınlarına karşı dayanıklılığıdır.

Tik ağacının lif yapısı sıkı ve düzgündür. Bu yapı, ani sıcaklık değişimlerinde çalışmasını (genleşme-daralma) minimum seviyede tutar. Ayrıca içerdiği doğal yağlar sayesinde mantar, küf ve böceklenmeye karşı ekstra koruma sağlar. Bu özellikler, tik ağacını deniz ortamı için neredeyse ideal bir malzeme haline getirir.
2. Tik Ağacı Nerelerden Temin Edilir?

Doğal tik ağacının ana vatanı Güney ve Güneydoğu Asya’dır. Günümüzde ticari olarak kullanılan tik ağacı ağırlıklı olarak aşağıdaki bölgelerden temin edilir:

Myanmar (Burma):
En kaliteli ve en değerli doğal tik bu bölgeden çıkar. Lif yapısı homojen, yağ oranı yüksek ve dayanımı üst seviyededir. Ancak ihracat kısıtlamaları ve sürdürülebilirlik politikaları nedeniyle temini zor ve maliyeti yüksektir.

Tayland ve Laos:
Myanmar tikine yakın kalitede olmakla birlikte, ticari hacmi daha sınırlıdır.

Endonezya (Plantasyon Tikleri):
Kontrollü plantasyonlardan elde edilir. Doğal tik kadar yağlı olmasa da, modern yat ve tekne üretiminde yaygın olarak kullanılır.

Hindistan:
Genellikle iç pazar odaklıdır. İhracata konu olan tikler genellikle plantasyon kökenlidir.

Günümüzde çevresel hassasiyetler nedeniyle, sertifikalı (FSC gibi) plantasyon tikleri tercih edilmekte; yasa dışı kesimlerden gelen doğal tiklerin kullanımından kaçınılmaktadır.

3. Güverte Üstü Tik Kaplamanın Avantajları

Tik kaplama, yalnızca estetik bir tercih değil, aynı zamanda fonksiyonel bir çözümdür:

Islakken dahi kaymaz yüzey sunar

Güneş altında aşırı ısınmaz

Tuzlu suya ve UV ışınlarına karşı yüksek direnç gösterir

Doğru uygulandığında uzun yıllar bakım gerektirmeden kullanılabilir

Teknenin ikinci el değerini artırır

4. Uygulama Öncesi Hazırlık Aşamaları

Tik kaplama uygulamasının başarısı, büyük ölçüde ön hazırlık aşamasına bağlıdır.

4.1. Alt Zemin Kontrolü

Güverte yüzeyi genellikle fiberglas (GRP), alüminyum veya çelikten oluşur. Alt zeminin:

Düz

Yağ, kir ve tuzdan arındırılmış

Nem oranı düşük
olması gerekir.

Gerekirse yüzey hafif zımparalanarak yapışmayı artıracak pürüzlülük sağlanır.

4.2
. Tik Malzemenin Hazırlanması

Tik lameller genellikle 8–12 mm kalınlıkta ve 40–60 mm genişlikte hazırlanır. Uygulamadan önce:

Malzeme ortam sıcaklığına adapte edilmelidir

Nem oranı kontrol edilmelidir

Kenarları düzgün ve paralel olmalıdır

5. Tik Kaplama Uygulama Teknikleri
5.1. Yapıştırma Yöntemi

Modern yat uygulamalarında vidalama yerine özel denizcilik tipi poliüretan veya MS polimer bazlı yapıştırıcılar tercih edilir. Bu yöntem:

Güverteye delik açılmasını önler

Su sızdırmazlığı artırır

Daha homojen bir yüzey sağlar

Yapıştırıcı taraması eşit kalınlıkta yapılmalı, boşluk kalmamasına özen gösterilmelidir.

5.2
. Derz (Fuga) Uygulaması

Tik lameller arasına UV dayanımlı, elastik siyah veya koyu renkli derz dolgu malzemesi uygulanır. Bu dolgu:

Genleşme ve daralmaları absorbe eder

Su sızmasını engeller

Klasik tik güverte görünümünü oluşturur

Derz malzemesi kürünü tamamladıktan sonra yüzey tesviyesi yapılır.

6. Zımparalama ve Yüzey Tesviyesi

Kaplama tamamlandıktan sonra çok aşamalı bir zımparalama süreci uygulanır:

İlk aşamada yüzey eşitlenir

Orta aşamada derz ve tik geçişleri yumuşatılır

Son aşamada ince zımpara ile homojen bir doku elde edilir

Zımparalama sırasında tik yüzeyinin fazla inceltilmemesine dikkat edilmelidir.

7. Yüzey Bakımı ve Koruma

Tik güverteler genellikle verniklenmez. Bunun yerine:

Doğal gri patina oluşmasına izin verilebilir

Ya da özel tik yağları ile periyodik bakım yapılabilir

Basınçlı su, sert fırça ve kimyasal temizleyiciler tik yüzeyine zarar verir. Temizlikte yumuşak fırça ve nötr sabunlar tercih edilmelidir.

8. Uzun Ömürlü Bir Tik Güverte İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

Tuzlu suyla temas sonrası tatlı suyla durulama yapılmalıdır

Derz dolgu malzemeleri periyodik olarak kontrol edilmelidir

Ağır ekipmanların sürüklenmesinden kaçınılmalıdır

Yanlış yağ ve kimyasal ürünler kullanılmamalıdır

Doğru uygulama ve düzenli bakım ile bir tik güverte 20–30 yıl boyunca güvenle kullanılabilir.

Sonuç

Güverte üstü tik kaplama, doğru malzeme seçimi ve teknik uygulama ile teknenin hem estetik değerini hem de kullanım konforunu ciddi ölçüde artırır. Tik ağacının kaynağından uygulama detaylarına kadar her aşama özen gerektirir. Bu süreçte yapılan küçük hatalar, uzun vadede ciddi maliyetlere yol açabileceğinden, uygulamanın mutlaka deneyimli kişiler tarafından yapılması önerilir.
vlkanaydin
Ocak 26, 2026, 10:22:44 ÖS Gönderen: vlkanaydin
Görüntülenme: 146 | Yorumlar: 4

Strafor (EPS – Expanded Polystyrene), hafifliği, düşük maliyeti ve kolay şekillendirilebilir yapısı sayesinde birçok sektörde yaygın olarak kullanılan bir malzemedir. Isı ve ses yalıtımındaki başarısına rağmen, mekanik dayanımının düşük olması sebebiyle darbe, sürtünme ve ezilmelere karşı hassastır. Bu durum, özellikle dekoratif, mimari ve endüstriyel uygulamalarda straforun yüzeyinin güçlendirilmesi ihtiyacını doğurmuştur. Strafor sertleştirici spreyler bu ihtiyaca yönelik geliştirilmiş ürünlerdir.

Strafor Sertleştirici Sprey Nedir?

Strafor sertleştirici sprey, strafor yüzeyine uygulandığında yüzeyde sert, dayanıklı ve koruyucu bir tabaka oluşturan kaplama malzemesidir. Genellikle su bazlı akrilik, poliüretan katkılı ya da solvent içermeyen özel reçinelerden oluşur. Bu ürünlerin temel amacı, straforu yapısal olarak taşıyıcı bir malzemeye dönüştürmek değil, yüzey dayanımını artırarak kullanım ömrünü uzatmaktır.

Neden Kullanılır?

Strafor sertleştirici spreyler aşağıdaki amaçlarla kullanılır:

Strafor yüzeyin kolay ezilmesini ve ufalanmasını azaltmak

Boya ve kaplama uygulamaları öncesinde yüzeyi hazırlamak

Tozlanmayı önlemek

Straforun daha düzgün ve pürüzsüz bir yüzeye sahip olmasını sağlamak

Dekoratif uygulamalarda estetik ve dayanıklılığı artırmak

Çalışma Prensibi

Sertleştirici spreyler, straforun hücresel yapısına zarar vermeden yüzeye nüfuz eder ve kuruma sonrasında ince bir film tabakası oluşturur. Bu tabaka, darbeyi daha geniş bir alana yayarak yüzeyin kolay deforme olmasını engeller. Solvent içermedikleri için straforu eritmezler ve güvenli bir uygulama imkânı sunarlar.

Kullanım Alanları

Strafor sertleştirici spreyler birçok farklı alanda kullanılmaktadır:

Sahne, tiyatro ve fuar dekorları

Mimari süsleme elemanları (kartonpiyer, tavan göbekleri, duvar panelleri)

Maket ve model yapımı

Heykel ve sanatsal çalışmalar

CNC ile işlenmiş strafor kalıp ve prototipler

Avantajları

Uygulaması kolaydır

Straforun hafifliğini korur

Boya ve kaplamalar için uygun bir yüzey oluşturur

Tozlanmayı ve yüzey bozulmalarını azaltır

Solvent bazlı ürünlere karşı straforu korur

Sınırlamaları

Strafor sertleştirici spreylerin bazı sınırları bulunmaktadır:

Yapısal taşıyıcılık sağlamaz

Yüksek darbe ve ağır mekanik yüklere karşı sınırlı dayanım sunar

Dış mekân uygulamalarında UV dayanımı ürüne göre değişiklik gösterebilir

Kalın tabaka tek seferde uygulanamaz, katmanlı çalışma gerekir

Uygulama Önerileri

En iyi sonucu elde edebilmek için şu hususlara dikkat edilmelidir:

Uygulama öncesi yüzey toz ve kirden arındırılmalıdır

İnce katlar halinde uygulama yapılmalıdır

Katlar arasında tam kuruma süresi beklenmelidir

Gerekli durumlarda hafif zımpara ile yüzey pürüzleri giderilmelidir

Sonuç

Strafor sertleştirici spreyler, strafor yüzeylerin kullanım alanını genişleten, pratik ve etkili çözümler sunan ürünlerdir. Doğru ürün seçimi ve doğru uygulama yöntemiyle, strafor malzemeler dekoratif ve fonksiyonel projelerde daha dayanıklı ve uzun ömürlü hâle getirilebilir.
Sayfalar: [1]

* Reklam

* Anket

Bu bölümdeki anketleri görüntüleyemezsiniz.

* En Popüler Bölümler